Metroya 800 metre Mesafe
Lütfen İlan Açıklamasını Okuyunuz. Teşekkür Ederiz.
Okumadan Aradığınız Veya Gittiğiniz Çoğu İlan Zaman Kaybıdır.
Daireler de Genelde Ezbere,Fazla Metrekareler Söyleniyor,Yazılıyor. Biz Ölçüp Yazıyoruz.
Oturduğunuz Dairenin Süpürülebilir Alan Metrekaresini Ölçerseniz Daire Arayışında Size Yardımcı Olacaktır
Daire konumu doğrudur.
Ferah Mah Nihat Sami Banarlı Sokak Üsküdar
Bina Yapım Yılı 2010 Kat Mülkiyetli Yüksek Tavanlı Daire
Daire Bilgileri
Daireyi Randevu Alarak Göstereceğiz.
Dairede Kiracı Vardır Noterden Taahhütnamesi Alınmıştır. Ağustos Ayında Çıkıcaktır.
Daire Resimleri 5 yıl civarı önce Çekilen Resimlerdir.Dolu Ve Boşken
Dairede 3 klima Ve Ankastre set vardır.
Normal Katı 2+1 Dir + Mutfak + Banyo
Salon ve Mutfak Sokağa Bakıyor .Odalar Güney Cephe
Çat Katı 2+1 + Banyo +Teras
Daire İçi Net Süpürülebilir Alan Ölçüleri
Salon 23 M2
Mutfak 12. m2
Y Odası 16 m2
Oda 9.70 m2
Banyo 4.50 m2 Hol 6 m2
Çatı Katı
Çatı Oda 23 m2 Çatı Oda 20 M2
Çatı Banyo 3.50 m2
Çatı Hol 2.30 m2
Teras 6 m2
Ulaşım
Duraktan Geçen Otobüsler Yavuztürk sapağı 7-11 Y -14 R - 15 B -14 Y - 15 ÇK -15 SK -15TY - C115 - C354
Ve Ümraniye Çengelköy Minibüsü
Leylak sokak durağı 350 Metre 15 c - 15 çk ve Üsküdar Minibüs Beylerbeyi,Kuzguncuktan
Ümraniye Metro İsatsyonu 800 metre Yapımı devam eden Bosna bulvarı metro 600 Metre
Hastaneler
Çamlıca Erdem Hatanesi 700 metre
Medipol Hastanesi 1 km
Numune Hastanesi ,Siyami Ersek 5.2 km
Zeynep Kamil Hastanesi 6. km Ümraniye Devlet Hastanesi 3 km
Çamlıce Semt Polikliniği 650 Metre Sağlık Ocağı 650 Metre
OKULLAR
Gazi Mustafa Altıntaş İlk Oğretim 800 Metre
Çamlıca Şehit Onur Ensar Ayanoğlu İlkokulu 1700 metre
Üsküdar imam Hatip Ferah mh 500 metre
İmkb Kız Meslek Lisesi Ferah mh 750 metre
Kısıklı Hüseyin Dalkılıç İlk Orta Okul 750 Metre
Argem 1.3 km
Uğur okulları 1.4 km
Sınav Koleji 700 Metre
Saffet çebi 3 km
ito Marmara İmam Hatip 2,7 km
Bil Koleji 600 metre
Birikim okulları çamlıca kampüsü 750 metre
Bilfen Koleji 2,8 km
Doğa koleji 1,5 km
Acıbadem Okulları kampüsü 1,5 km
Doğuş Üniversitesi Çengelköy 2. 7 km
Çevrede Kreşler Mevcuttur
İbadethane
Yavuz selim Camii 200 metre
Çengelköy Cem Evi 1,5 km Karaca ahmet cem evi 6 km
kilise 6 km Havra 6 km
Çamlıca Camii 1.2 km
MARKET & ALIŞVERİŞ
A101-BİM-HAKMAR-TARIM KOP-TEDİ
Fırın - Eczane - Kasap - Nalbur - Terzi
Park
Yavuz selim Parkı 200 metre
Mesafeler
FERAH CADDESİ METRO 800 METRE ( İnşaat Devam Ediyor )
Ümraniye Metro 800 metre,Kısıklı Metro 1,9 Km
Altunizade Metrobüs 4 Km Beylerbeyi 4,5 Km
Çengelköy 4 Km,Üsküdar Marmaray,İskele 7 Km
Söğütlü Çeşme Tren İsatasyonu 7 km
Avrasya Tüneli 9 Km,Kadıköy 9 Km
Taksim 13 Km
Harem Otogarı 9 km HavaalanIı 35 Km
EMLAK OFİSLERİNİN TAŞINMAZ TİCARETİ BELGESİNİ SORGULAYINIZ
https://ttbs.gtb.gov.tr/ Yetki Belge Sorgula dan Bakınız
Ofisi miz
İstanbul Valiliği Ticaret İl Müdürlüğü
Taşınmaz Ticareti Yetki Belgesi ne Sahip Bir Emlak Ofisi dir
Belge No : 3400038
Belgedeki ADRES LE Ofis Aynı Adreste Olmalıdır.
Taşınmaz Ticareti Belgesi Olmayan Ofislerle Portföy Paylaşımı Yapılmaz Ve Bir Hak İdda Edemez.
2007 Yılındandan Beri Aynı Mahallede Aynı İsimle Hizmetteyiz.
ÇAMLICA TARİHÇESİ
Çamlıca Tepesi,Küçük Çamlıca ve Büyük Çamlıca tepesi olarak iki tepeden oluşmaktadır. 360 derece görüş alanı ile şehri ayaklarınızın altına seren bu ünlü tepe, tarihi boyunca aşıklar tepesi olarak nam salmış, İstanbul’un ünlü şairleri bu tepede şehri izleyerek, şiirler yazmıştır.
Osmanlı döneminin önemli padişahlarından IV. Murad burayı çok sevdiği için, Bağ-ı Cihan Kasrını inşa ettirmiştir. Tamamen halkın kullanımına açık olan tepe, her sosyal sınıftan ve yaştan ziyaretçiler ile yaz ve kış dolup taşmaktadır. Yeni evli çiftler için dış çekim yapılabilecek ender yerlerden biridir.
Özellikle hava kirliliğinin her geçen gün arttığı metropol de Çamlıca Tepesi temiz havası ve rengarenk çiçeklerinin kokusu ile sizi mutlu edecektir. Lale festivali zamanı belediye Çamlıca Tepesini, laleler ile donatmaktadır.
Büyük Çamlıca deniz seviyesinden yaklaşık 265 metre yüksekliktedir.Küçük Çamlıca ise ağaçlarla kaplı ve yine manzarası çok güzel.Küçük Çamlıca Televizyon Kulesi veya kısaca Çamlıca Kulesi, Türkiye'nin İstanbul şehrindeki televizyon ve seyir kulesi. Üsküdar ilçesindeki Küçük Çamlıca Tepesi'nde yer alır. Toplam yüksekliği 369 metre olan kulenin 221 metrelik bölümü 49 katlı betonarme yapı, 168 metrelik bölümü ise antendir. Çamlıca Tepesi’nde Osmanlı tarzında bir kahve, bir restoran ve bir piknik yeri mevcuttur. Büyük Çamlıca Tepesi’nde bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çamlıca Sosyal Tesisleri; Çamlıca Tepesi’nin en popüler mekanı.
Çamlıca Tepesi ayrıca Avrupa’dan Afrika’ya göç eden büyük gövdeli göçmen kuşların Eylül ve Ekim aylarında uğrak noktası. İstanbul’da göçmen kuşların en net ve en uzun süreli olarak gözetlenebildiği tek yer Çamlıca Tepesidir. Kuş gözlemcileri için İstanbul’da güzel bir aktivite
ÜSKÜDAR TARİHÇESİ
• Antik çağın “Khrisopolis”i, Perslerin “Hrisopolis”i Roma Döneminin “Scutari”si Bizans’ın Skudarium”u, Farça’nın “Askadar”ı, Evliya Çelebi’nin “Eski Dar”ı ve Türkler’in Sevgili Üsküdar’ı…
• Üsküdar,1078 yılında Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiştir..
• 1867’de Sancak olmuştur. 1924 yılında il, 1926 yılında ilçe olmuştur.
• 1926 yılından 1984 yılına kadar İstanbul Belediyesi Şube Müdürlüğü şeklinde teşkilatlandırılmıştır.
• 1984`te belediye teşkilatı kurulmuştur.
İstanbul'un tam karşısında görkemli bir peyzaja bakan konumu ve Boğaz'ın, Asya Yakası'nda bir köprübaşı olması ile ayrı bir güzellik ve önem taşıyan Antik Çağın "Khrisopolis" i , Perslerin "Hrisopolis" i , Roma Dönemi'nin "Scutari" si Bizans'ın " Skudarium " u , Farsça'nın "Askadar" ı ,Evliya Çelebi'nin "Eski Dar" ı ve Türkler 'in " Sevgili Üsküdar'ı ...
Önasya ile Avrupa arasında yapılan ulaşımın Boğazlar'dan geçmesi sebebiyle Üsküdar , tarih boyunca farklı sahipleri kucaklamış , sahiplenmek isteyenleri misafir etmiştir. Üsküdar'ın iki kıta arasında doğal bir köprübaşı oluşu istilalara davetiye çıkarmış ve tarih boyunca farklı pek çok milletin egemenliğinde yaşamasına neden olmuştur.
Tarihçesi M.Ö. 1000 yıllarında Fenikelilerin biri Kalhedon ( Kadıköy ) , diğeri Moda Burnu' nda olmak üzere iki liman kentini kurmaları ile başlar. Fenikeliler, şimdiki Salacak Sahili 'nden , Kızkulesi 'ne doğru uzanan sığlık kısmı büyük taşlarla doldurarak bir mendirek oluşturmuşlar ve ticaret iskeleleri ile tersanelerini Salacak Limanı 'nda kurmuşlardır.
M.Ö. 675'de Üsküdar'ın yeni sahibi Akalar 'ın Akhun Kolu olup , Anadolu Halkı ile iskan edilmiştir.
M.Ö. 513'de Pers Kralı Dareios 'un , İskit Seferi dönüşünde Pers Egemenliğine girmiştir.
M.Ö. 410'dan M.Ö. 333 'e kadar Atina Egemenliğinde kalan Üsküdar , M.Ö. 333 'de İskender İmparatorluğu 'nun bir parçası olmuştur.
M.Ö. 129'da Roma İmparatorluğu 'nun egemenliğine girmişse de, M.Ö. 89 'dan M.Ö. 63 'e yani Pontus Kralı Mihirdad 'ın ölümüne kadar geçen sürede Kalkhedonya ve Skütariyon , Pontus Egemenliğinde kalmıştır. Bu olaydan sonra Üsküdar , tam 458 sene Roma Egemenliğinde yaşamıştır.
M.S. 395 'de Roma İmparatorluğu 'nun ikiye bölünmesi ile Üsküdar 'da , Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans Egemenliği Dönemi başlamıştır. Bu dönemde Üsküdar , önemli bir ticaret ve konaklama merkezi olmuştur. Bizans Dönemi 'nde değişik tarihlerde İran ve Arapların istilasına uğramıştır. 609 'da İran , 710 'da Araplar , 782 'de Abbasi Halifesi Harun Reşid , 1102 'de Haçlılar , 1147 'de Fransa Kralı VII. Louis ile Alman İmparatoru Konrad , 1203 'de gene Haçlılar hep Üsküdar 'dan geçmişlerdir.Araplar , İstanbul ' u 5 kez kuşatmışlardır. 859 'da Harun Reşid, Üsküdar 'dan geçmiş ve İstanbul 'u kuşatmıştır. Abbasilerin hizmetinde bulunan Seyyid Battal Gazi , İstanbul'daki Müslümanların gözcülüğünü yapmak amacıyla , Üsküdar 'da , şimdiki Ayazma Camii civarında yedi sene muhafız kalmıştır.
1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Kutalmışoğlu Süleyman , İznik 'i fethetmiş ve Türkiye Selçuklu Devleti ' nin başkenti yapmıştır. ( 1075 ). Bizans taht çekişmelerini dikkatle izleyen Selçuklu Türkleri , ilk kez, tahta çıkışına yardım ettikleri N. Botaniates 'in imparatorluğunu ilan etmesiyle , 1078 'de Üsküdar 'a ayak basmışlardır.
XI. yüzyılda Selçuklu Türkleri , Anadolu ve Suriye 'ye egemen olmuşlardı. Bu devirde Avrupa Hristiyan Dünyası , Türkler 'in elinde bulunan Kudüs'ü almak, İslam Dünyası 'nın zenginliğini Batıya taşımak amacıyla " Haçlı Seferleri " ni başlatmışlardı. 1096 'dan 1270 'e kadar aralıklarla devam eden bu seferlerde Üsküdar , tarihinin en müthiş yağma ve talanına maruz kalırken ; II. Haçlı Seferi 'nde şimdiki Haydarpaşa - İbrahimağa - Ayrılık Çeşmesi arasındaki bölgede Fransa Kralı Louis ile Alman İmparatoru Konrad 'ın Komuta ettiği Haçlı Ordularına karargah vazifesi görmüştür. IV. Haçlı Seferi 'nde ise , yağma ve talana maruz kalan ilk yer İmparatorun şimdiki Harem 'de bulunan Haremus Sarayı olmuş , İmparator hazinesini alıp Trakya 'ya kaçınca Üsküdar 'da, 1204 'den 1261 'e kadar tam 57 senelik Latin Egemenliği başlamıştır.
1086 'dan 1096 'ya kadar Üsküdar ve havalisi fiilen Türkler 'in Kontrolünde kalmış fakat I. Haçlı Seferi ile buraları terk etmeye mecbur olmuşlar ve bu bölge ancak Osmanlı İmparatorluğu Devri 'nde tekrar Türk İdaresine girmiştir. Orhan Gazi Dönemi 'nde , Kocaeli Yarımadası , Büyük ve Küçük Çamlıcalar , Doğancılar , Osmanlı Türkleri 'nin Egemenliğine girmiş ( 1348 ) , Yıldırım Bayezid , Güzelcehisar ( Anadoluhisar ) ' ı yaptırınca , Osmanlı Padişahları Rumeli 'ye geçişte Üsküdar - Güzelcehisar İstikametini kullanmayı bir gelenek haline getirmişlerdir. 1452 'de Fatih Sultan Mehmet , Güzelcehisar 'dan , Rumeli Sahili 'ne indiği yerde Rumelihisarı 'nın yapılmasını emretmiştir.
29 Mayıs 1453 'de İstanbul 'un , Türkler tarafından fethedilmesinden sonra Üsküdar hızla gelişme göstermiş , Üsküdar 'a kesin ve kalıcı iskan başlamıştır. Bu arada 91 cami veya mescit, 51 tekke , 12 hamam , 11 kervansaray , 2 imaret , 7 medrese , 260 çeşme , 5 büyük iskele , 2 darüşşifa , 2 menzilhane , tabhane , sıbyan mektebi , kütüphane , darülhadis , sebil ve posta teşkilatı ile bir çok padişah , sultan , paşa ve devlet adamlarının sarayları, yalı ve köşkleri ile süslenmiştir.
Bütün Osmanlı Tarihi Dönemi 'nde Anadolu , Mısır , İran , Hicaz , Irak , Kafkasya , Suriye üzerine yapılan seferlerde Üsküdar , Osmanlı Padişahı ve Devlet Adamlarının konaklama ve dinlenme yeri olarak görev yapmıştır. Sefere çıkan Osmanlı Padişahları , şimdiki Doğancılar 'da kurulan Otağ Çadırında kalmışlardır.
Valiliğini Anadolu Sancakları 'nda yapan Osmanlı Şehzadeleri tahta oturmak için Anadolu 'dan , Üsküdar 'a gelir , buradan saltanat kayığı ile İstanbul 'a geçerlerdi.
Fatih Devri 'nde , Üsküdar adeta yeniden kurulmuştur. Salacak 'ta kendi adıyla anılan bir mescid yaptırmış ve Üsküdar 'ın ilk mahallesi ortaya çıkmıştır. Anadolu 'dan getirilen Türk Halkını buralara yerleştirmiş , şimdiki İskele Meydanı 'na bir bedesten yaptırarak ticaretin gelişmesini sağlamıştır.
Üsküdar 'ı bir gelin gibi süsleyen , bu beldeyi her türlü yağma ve talandan koruyan , Türkmen Mahalleleri ile şenlendiren Büyük Fatih 'in 3 mayıs 1481 'de Gebze Civarı 'nda " Sultan Çayırı " nda vefatı ile Üsküdar , cenazinin
İstanbul 'a geçişinde ev sahipliği görevini derin bir üzüntü ve kurucusuna layık olma gayreti ile yerine getirmiştir.
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması ile tüm yurtta olduğu gibi , İstanbul ve Üsküdar 'da da kara işgal günleri başlamıştır. Savaş esnasında İngiltere , Rusya , Fransa ve İtalya arasında imzalanan İstanbul 'u paylaşma planına göre ; Boğaziçi 'nin her iki sahilini Ortaköy ve Kuzguncuk 'a kadar Rusya , Kuzguncuk 'tan başlamak üzere Üsküdar ve Haydarpaşa 'dan Kadıköy, Kartal 'a kadar olan kısmı İngilizler işgal edeceklerdi. 13 Kasım 1918 'de Müttefikler İstanbul 'a girmişler , Ateşkes gereği dağıtılan Yıldırım Orduları Grup Komutan Vekili Mustafa Kemal , İstanbul 'a geldiğinde şahit olduğu manzara karşısında o meşhur vecizini söylemiştir : " Geldikleri gibi giderler ! "
İstanbul Halkı 'nın işgallere karşı tepkisi çok sert olmuş , pek çok protesto ve gösteriler düzenlemişlerdir. Bu protesto mitinglerinden birine Üsküdar 'ın , Doğancılar Semti ev sahipliği yapmış ve Bağımsızlık Meşalesini Anadolu 'da yakan ilk semt olmuştur.
Kurtuluş Savaşı boyunca Üsküdar , vatanseverlerin Anadolu 'ya geçiş kapısı olma özelliğini korumuştur. Üsküdar 'ın , Sultantepe Semti 'nde bulunan "Özbekler Tekkesi " , Mustafa Kemal 'in başlattığı Kurtuluş Savaşı 'na katılmak isteyen başta İsmet Paşa olmak üzere pek çok vatansever kahramanı ile silahların saklanması ve Anadolu 'ya nakline büyük bir şerefle ev sahipliği yapmıştır.
Türk Milleti , memleketi resmi paylaşma sözleşmesi olan "Sevr Antlaşması" na Mustafa Kemal Paşa 'nın önderliğinde "hayır" demesini bilecek ve 1923 'de " Lozan Antlaşması " nı imzalayarak Bağımsız Türkiye Devleti 'ni dünyaya kabul ettirecektir.
13 Kasım 1918 'den beri İstanbul 'da bulunan Müttefikler , 2 Ekim 1923 'de Dolmabahçe Rıhtımı 'nda törenle Türk Bayrağı'nı selamlayarak " geldikleri gibi gittiler ... " Yıllardır beklenen Türk Ordusu 6 Ekim 'de Sarayburnu 'nda karaya çıktı. O gün, İstanbul ve Üsküdar , bir kez daha tarihi bir olaya ev sahipliği yapıyor ve asıl sahiplerini bağrına basıyordu...
M. Ö. 1000 'lerden beri bilinen ve oturulan Üsküdar ... Bizans'tan kalan yegane eser Kızkulesi ile ünlü Üsküdar... Osmanlı Devri 'nde bir oya gibi itina ile işlenen ve güzelleşen Üsküdar... Denize açılan ve hiç birinin , diğerinin
"görme hakkını" engellemediği Cumbalı Türk Evleri 'nin süslediği sokaklarıyla,koruları , köşkleri , çarşıları ve hamamlarıyla , camileriyle , kiliseleri ve sinogoguyla, " aynı duvarı " paylaşan kilise ve camisi ile HOŞGÖRÜNÜN en güzel örneğini Kuzguncuk ' tan veren Üsküdar veya Altın Şehir; bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti 'nin , İstanbul İli 'ne bağlı önemli bir ilçe olarak yaşamaya devam ediyor
İSTANBUL TARİHÇESİ
Yenikapı Theodosius Limanı kazılarıyla gün ışığına çıkan Neolitik çağ yerleşimiyle, 8500 yıl geriye uzanmış, bu süreçte kentin geçirdiği kültürel, sanatsal, jeolojik değişim ve kent arkeolojisi hakkında yeni bir dönem açılmıştır. Şüphesiz, İstanbul’un tarihi ile ilgili en göze çarpan özelliği, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu gibi üç evrensel imparatorluğa başkentlik yapmış olmasıdır. M.S. 4. yüzyılda Roma İmparatorluğu çok genişlemiş; İstanbul, stratejik konumundan dolayı, İmparator Büyük Konstantin tarafından Roma’nın yerine yeni başkent olarak seçilmiştir. Kent 6 yılı aşkın bir sürede yeniden düzenlenmiş, surlar genişletilmiş, tapınaklar, resmi binalar, saraylar, hamamlar ve hipodrom inşa edilmiştir. 330 yılında yapılan büyük merasimlerle, kentin, Roma İmparatorluğu’nun başkenti olduğu resmen açıklanmıştır. Yakın çağın başladığı dönemde İkinci Roma ve Yeni Roma adları ile anılan kent, daha sonra "Byzantion" ve geç devirlerde Konstantinopolis olarak adlandırılmıştır. Halk arasında ise kentin adı tarih boyunca "Polis" olarak anıla gelmiştir. Büyük Konstantin'den sonraki imparatorların da şehri güzelleştirme çabalarının devam ettiği anlaşılmaktadır. Kentteki ilk kiliseler de Konstantin'den sonra inşa edilmiştir. Batı Roma İmparatorluğu’nun 5. yüzyılda çökmesi nedeniyle, İstanbul, uzun seneler Doğu Roma İmparatorluğu’nun (Bizans) başkenti olmuştur. Bizans döneminde yeniden inşa edilen kent, surlarla tekrar genişletilmiştir. Günümüzdeki 6492 m. uzunluğundaki ihtişamlı şehir surları, İmparator Il. Theodosius tarafından yaptırılmıştır. 6. yüzyılda nüfusu yarım milyonu aşan kentte, İmparator Justinyen idaresinde bir altın çağ daha yaşanmıştır. Günümüze kadar ulaşan Ayasofya, bu dönemin bir eseridir. 726-842 yılları arasında kara bir devir olan Latin egemenliği, 4. Haçlı seferinin 1204 yılında şehri istilası ile başlamış, tüm kilise ve manastırlar ile abidelere kadar şehir yıllar boyu talan edilmiştir. 1261'de idaresi tekrar Bizanslıların eline geçen kent, eski zenginliğine tekrar kavuşamamıştır. İstanbul, 53 günlük bir kuşatma sonrası, 1453'te Türklerin eline geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet'in savaş tarihinde ilk defa kullanılan iri boyutlardaki topları, İstanbul surlarının aşılmasının önemli bir sebebidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti buraya taşınmış, ülkenin çeşitli yerlerinden getirilen göçmenlerle şehir nüfusu arttırılmış, boş ve harap olan şehrin imar çalışmalarına başlanmıştır. Şehrin eski halkına din hürriyeti ve sosyal haklar tanınarak, yaşamlarını sürdürmeleri sağlanmıştır. Fetihten yüzyıl sonra ise Türk Sanatı şehre damgasını vurmuş, kubbeler ve minareler şehir siluetine hakim olmuştur.
16. yüzyıldan itibaren Osmanlı Sultanlarının Halife olmalarından ötürü, İstanbul tüm İslam dünyasının da merkezi olmuştur. Sultanların idaresinde şehir tamamen imar edilmiş, büyüleyici bir atmosfere bürünmüştür. Eski akropolde kurulu Sultan Sarayı, Boğaziçi'nin ve Haliç'in eşsiz manzarasına hakim kılınmıştır. 19. yüzyıldan itibaren Batı dünyası ile sıklaşan temaslar sonrası, camiler ve saraylar, Avrupa mimarisi tarzında, Boğaziçi kıyılarına inşa edilmeye başlanmıştır. Kısa sürede inşa edilen birçok saray, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminin de sembolleridir. 20. yüzyılın başında, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu’nun sona ermesine şahit olmuştur. Osmanlı İmparatorluğu parçalanırken ve iç ve dış düşmanlar kendi payları için mücadele ederken; Mustafa Kemal Atatürk, Türk Milletinin desteğini alarak, silah arkadaşları ile birlikte, vatan toprağının kurtarılması için mücadeleye girişmiştir. Milletin iradesi ile kazanılan Kurtuluş Savaşı’nı müteakiben; Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde, 1923’te Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.
Bu süreçte, başkentin Ankara'ya taşınması, İstanbul’un önemini değiştirmemiştir. Bu eşsiz şehir, büyüleyici görünümü ile dünya üzerindeki en önemli kültür-turizm-sanat-finans ve ticaret başkentlerinden biri olmayı sürdürmektedir.
Bu ilan RE-OS Emlak MLS Programı tarafından otomatik entegre edilmiştir.